SEO hizmeti, doğru kurgulandığında en kalıcı büyüme kanalı.
Glowy, İstanbul Kağıthane merkezli bir dijital pazarlama ajansıdır. SEO hizmetinde teknik denetim, içerik planı ve otorite çalışmasını birlikte yürütür; e-ticaret ve hizmet sitelerinde kategori, ürün ve rehber sayfalarını önceliklendirir. İlerleme Search Console ve GA4 verisiyle raporlanır.
Organik arama, tıklama başına ödeme yapmadığınız için zamanla bileşik getiri üreten tek kanal. Karşılığında sabır istiyor: rekabetçi kelimelerde takvim aylarla ölçülüyor. Çalışmayı teknik, içerik ve otorite olmak üzere üç katmanda yürütüyoruz.
Getirisi ölçülebilen SEO.
Site optimize etmiyoruz, sürdürülebilir organik büyüme kuruyoruz. Kurduğumuz her SEO planı iş hedefine bağlanır, veriyle beslenir ve görünürlüğü maliyeti şişirmeden büyütür. Kapsamımız:
- Teknik denetim ve tarama sorunlarının giderilmesi
- Kelime araştırması ve arama niyeti eşlemesi
- Kelime yamyamlığının çözülmesi, sayfa birleştirme
- İç bağlantı kurgusu ve site mimarisi
- Yapısal veri ve zengin sonuç işaretlemesi
- Search Console üzerinden kelime bazlı takip
Aramayı sürdürülebilir bir büyüme kanalına çevirin
Site mimarisi ve içerik hizası
SEO kelimeyle değil yapıyla başlıyor. Önce sitenin taranabilirliği, indeks durumu, URL yapısı ve dil işaretlemesi denetleniyor; taranmayan bir sayfanın sıralanma ihtimali sıfır olduğu için bu her zaman ilk sırada. Ardından içerik planı arama niyetine göre kuruluyor.
Buradaki en yaygın sorun eksik içerik değil, fazla içerik: aynı kelimeyi hedefleyen birden fazla sayfa birbirinin sıralamasını yiyor. Çözüm yeni içerik yazmak değil, mevcut sayfaları birleştirmek oluyor.
Uçtan uca SEO çalışması
Teknik denetimden içerik üretimine, iç bağlantı kurgusundan otorite çalışmasına kadar tüm katmanları yürütüyoruz. Satın alınan toplu bağlantı paketleri kısa vadede hareket yaratıp orta vadede zarar verdiği için bu yola girmiyoruz; basın, iş birliği ve gerçekten atıf alan içerik üzerinden ilerliyoruz.
SEO çalışmasında neler yapıyoruz
Denetimden içerik planına, teknik düzeltmelerden aylık takibe kadar süreci uçtan uca üstleniyoruz. Trafik grafiğine değil, hedef kelimelerdeki sıra hareketine bakıyoruz; trafik gecikmeli bir gösterge.
Süreç kapsamlı bir denetimle başlıyor. Tarama ve indeksleme durumu, URL yapısı ve yönlendirme zincirleri, yinelenen içerik ve kanonik işaretleme, dil ve bölge işaretlemesi, yapısal veri, sayfa hızı ve deneyim metrikleri sırayla inceleniyor.
Devraldığımız sitelerde en sık bulduklarımız: aynı konuda yazılmış birden fazla sayfanın birbirini yemesi, hazır tema ile gelen demo içeriğin yayında kalmış olması, Search Console’un hiç eklenmemiş olması ve site taşıma sonrası biriken çok adımlı yönlendirmeler. Denetimin çıktısı, etki ve efora göre sıralanmış yazılı bir liste oluyor.
Hacim tek başına yeterli bir ölçüt değil; rekabet düzeyi ve ticari niyet birlikte değerlendiriliyor. Yüksek hacimli genel kelimeler çoğu zaman düşük dönüşüm getirirken, daha dar ve niyeti net kelimeler doğrudan iş üretiyor.
Her kelime için arama sonuç sayfasının ne tür içerik ödüllendirdiğine bakıyoruz. Bilgi arayan bir kelimede ürün sayfasıyla, satın alma niyetli bir kelimede blog yazısıyla sıralanmak mümkün olmuyor. Her hedef kelimenin tek bir sahibi oluyor ve iç bağlantı kurgusu bu haritaya göre kuruluyor.
Yapısal veri işaretlemesi, kanonik etiketler, iç bağlantılar ve sayfa hızı. Bu katman tek başına sıralama getirmiyor ama eksik olduğunda diğer iki katmanın etkisini engelliyor.
Sıralama önceliğini de buna göre kuruyoruz: tarama ve indeksleme sorunları her zaman en başta, sayfa hızı gibi başlıklar ise ancak temel sorunlar kapandıktan sonra anlam kazanıyor. Taranmayan bir sitede hız optimizasyonu yapmanın karşılığı yok.
SEO tek seferlik bir proje değil. Search Console verisi üzerinden kelime bazında gösterim, tıklama ve ortalama sıra takip ediliyor. Marka dışı organik trafiğin payına ayrıca bakıyoruz: organik trafiğin tamamı marka aramalarından geliyorsa çalışma yeni kitle getirmiyor demektir.
Sıralamada ilk sayfanın alt sıralarında kalan içerikleri iyileştirmek, sıfırdan yeni içerik yazmaktan çok daha hızlı sonuç veriyor. Bu yüzden yayınlanan içerik unutulmuyor, güncelleme takvimine giriyor.
SEO çalışmamızı farklı kılan ne
Gerçekçi takvim, yazılı beklenti
Takvimi baştan yazıyoruz. Düşük rekabetli uzun kuyruk kelimelerde üç dört ay, rekabetçi ana kelimelerde dokuz ile on iki ay gerçekçi aralık. Size iki ayda rekabetçi bir kelimede ilk sayfa vaat eden bir ajans, ya kelimeyi yanlış seçmiştir ya da gerçeği söylemiyordur.
Marka dışı büyümeyi ölçen raporlama
Trafik değil, marka dışı trafik. Organik trafiğin tamamı marka aramalarından geliyorsa çalışma yeni kitle getirmiyor demektir ve bu ayrım yapılmadan yayınlanan grafikler olduğundan iyi görünür. Raporda bu ayrımı her zaman açık tutuyoruz.
Riske atmayan otorite çalışması
Toplu satın alınan bağlantı paketlerine girmiyoruz. Arama motorlarının bu tür ağları tespit etmesi durumunda geri dönüşü zor bir zarar bırakıyor. Otoriteyi basın, iş birliği, sektörel listeler ve gerçekten atıf alan içerik üzerinden kuruyoruz; daha yavaş ama geri alınmıyor.
SEO hizmeti, arama motorlarında görünürlük kazanmanın uzun ama en kalıcı yolu. Tıklama başına ödeme yapmadığınız için zamanla bileşik getiri üretiyor; karşılığında sabır istiyor. Rekabetçi kelimelerde takvim aylarla ölçülüyor ve bunu baştan söylemeyen bir ajans doğruyu söylemiyor demektir.
Bu sayfada SEO çalışmasını hangi katmanlara ayırdığımızı, her katmanın ne kadar sürede sonuç verdiğini, teknik denetimde neye baktığımızı ve devraldığımız sitelerde en sık ne bulduğumuzu anlattık. Tüm pazarlama hizmetlerimiz için ana sayfaya bakabilir, temel kavramlar için SEO nedir yazısını okuyabilir, ücretsiz performans analizi ile başlayabilirsiniz.
SEO’yu üç katmanda ele alıyoruz
Organik arama çalışmasını üç ayrı katman olarak yürütüyoruz. Üçü farklı hızda sonuç verdiği için, karıştırıldıklarında beklenti yönetimi bozuluyor ve çalışma haksız yere başarısız sayılıyor.
Teknik katman
Sitenin taranabilirliği, URL yapısı, dil ve bölge işaretlemesi, sayfa hızı, yapısal veri, yinelenen içerik ve kırık yönlendirmeler. Bu katman tek başına sıralama getirmiyor ama eksik olduğunda diğer iki katmanın etkisini engelliyor. Genellikle en hızlı düzelen ve etkisi en çabuk görülen kısım burası.
Teknik denetimde öncelik sırasını etki ve efora göre kuruyoruz. Taranmayan bir sayfanın sıralanma ihtimali sıfır olduğu için tarama ve indeksleme sorunları her zaman en başta geliyor; sayfa hızı gibi başlıklar ise ancak temel sorunlar kapandıktan sonra anlam kazanıyor.
İçerik katmanı
Hedef kelimelerin sayfalara dağıtılması, her kelimeye karşılık gelen tek bir sayfa olması ve arama niyetine gerçekten cevap veren metin. Buradaki en yaygın sorun eksik içerik değil, fazla içerik: aynı kelimeyi hedefleyen birden fazla sayfa birbirinin sıralamasını yiyor. Çözüm yeni içerik yazmak değil, mevcut sayfaları birleştirmek oluyor.
Niyet uyumu da en az kelime kadar önemli. “Nedir” diye arayan kullanıcıya ürün sayfası göstermek, “fiyat” diye arayana blog yazısı göstermek sıralama getirmiyor. İçerik planını kelime listesinden değil, arama sonuç sayfasının o kelimede ne tür içerik ödüllendirdiğine bakarak kuruyoruz.
Otorite katmanı
Başka sitelerin size verdiği bağlantılar ve markanızın internette bahsedilme sıklığı. En yavaş ilerleyen katman bu ve rekabetçi kelimelerde sıralamayı asıl belirleyen de bu. Satın alınan toplu bağlantı paketleri kısa vadede hareket yaratıp orta vadede zarar verdiği için bu yola girmiyoruz; basın, iş birliği, sektörel listeler ve gerçekten atıf alan içerik üzerinden ilerlemeyi tercih ediyoruz.
Devraldığımız sitelerde en sık bulduklarımız
Kelime yamyamlığı. Aynı konuda yazılmış üç beş sayfa, hangisinin sıralanacağına arama motorunun karar vermesine yol açıyor ve hiçbiri güçlenemiyor. Birleştirme çoğu zaman yeni içerik yazmaktan daha hızlı sonuç veriyor.
Şablon içeriğinin yayında kalması. Hazır tema ile kurulan sitelerde demo metinlerin temizlenmeden yayında bırakılması şaşırtıcı derecede yaygın. Bu sayfalar hem indekste yer kaplıyor hem sitenin genel kalite algısını aşağı çekiyor.
Ölçümün hiç kurulmamış olması. Search Console’un hiç eklenmemiş olduğu siteler görüyoruz. Bu durumda hangi kelimede nerede olduğunuzu, hangi sayfanın gösterim aldığını ve neyin indekslenmediğini bilmenin yolu yok.
Yönlendirme zincirleri. Site taşıma ya da URL değişikliği sonrası biriken çok adımlı yönlendirmeler hem tarama bütçesini harcıyor hem de sinyal kaybına yol açıyor.
Dil kurgusunun eksik işaretlenmesi. Çok dilli sitelerde hangi sayfanın hangi dilin karşılığı olduğu işaretlenmediğinde, arama motoru yanlış dildeki sayfayı gösteriyor ve dönüşüm oranı düşüyor.
Nasıl çalışıyoruz
Denetim. Teknik durum, mevcut sıralamalar, indeks durumu, içerik envanteri ve rakiplerin aynı başlıklardaki ölçümü. Çıktı yazılı bir belge oluyor ve önceliklendirilmiş bir liste içeriyor.
Hızlı kazanımlar. İlk ay genellikle teknik düzeltmeler ve mevcut içeriğin iyileştirilmesiyle geçiyor. Sıralamada ilk sayfanın alt sıralarında olan içerikleri yukarı taşımak, sıfırdan yeni içerik yazmaktan çok daha hızlı sonuç veriyor.
İçerik planı. Kelime araştırması, niyet eşlemesi ve sayfa mimarisi. Her hedef kelimenin tek bir sahibi oluyor ve iç bağlantı kurgusu bu haritaya göre kuruluyor.
Üretim ve yayın. İçerikler yayına giriyor, yapısal veriyle işaretleniyor ve iç bağlantılarla mevcut sayfalara bağlanıyor. Yeni içerik, bağlantı almadığı sürece sitenin geri kalanından kopuk kalıyor.
Ölçme. Search Console verisi üzerinden kelime bazında gösterim, tıklama ve ortalama sıra takibi. Trafik grafiğine değil, hedef kelimelerdeki sıra hareketine bakıyoruz; trafik gecikmeli bir gösterge.
Sektöre göre SEO yaklaşımı
E-ticaret
Ağırlık kategori sayfalarında. Ürün sayfaları uzun kuyruk aramalarda çalışıyor ama hacmin büyük kısmı kategori seviyesinde toplanıyor. Buradaki tipik sorun, kategori sayfalarının metinsiz bırakılması ve filtre kombinasyonlarının kontrolsüz indekslenmesi. Stokta olmayan ürünlerin sayfalarının ne olacağı da baştan kurala bağlanmalı, yoksa zamanla binlerce boş sayfa birikiyor.
Hizmet veren ve çok lokasyonlu işletmeler
Lokasyon sayfaları en büyük fırsat ve en çok ihmal edilen alan. Şehir ya da ofis bazında sayfa açıp içini boş bırakmak işe yaramıyor; her sayfanın kendine özgü, o lokasyona dair gerçek bilgi taşıması gerekiyor. Google İşletme Profili yönetimi de bu tarafın ayrılmaz parçası.
B2B
Arama hacimleri düşük, rekabet ise niteliksel. Burada trafik hedefi koymak yanlış; hedef, doğru kişinin doğru soruyla geldiği sayfayı üretmek. Karar sürecindeki soruları cevaplayan derin içerik, hacimli genel kelimelerden daha çok iş getiriyor.
Yerel SEO ve İşletme Profili
Fiziksel hizmet veren işletmelerde organik trafiğin büyük kısmı klasik arama sonuçlarından değil, harita sonuçlarından geliyor. Bu iki alan farklı sinyallerle çalıştığı için ayrı yönetilmeleri gerekiyor.
İşletme profilinin eksiksiz doldurulması. Kategori seçimi, hizmet listesi, çalışma saatleri, hizmet alanı ve öznitelikler. Ana kategori seçimi, harita sıralamasını doğrudan etkileyen en güçlü ayarlardan biri ve çoğu profilde yanlış ya da fazla genel seçilmiş durumda.
Yorum yönetimi. Yorum sayısı ve puan ortalaması sıralamayı etkiliyor, ancak asıl fark yorumlara verilen yanıtlarda ortaya çıkıyor. Yanıtlanan olumsuz yorum, yanıtlanmamış olumlu yorumdan daha iyi bir izlenim bırakıyor. Yorum talebini sürece bağlamak, kampanya dönemlerinde toplu yorum toplamaktan daha sağlıklı sonuç veriyor.
Bilgi tutarlılığı. İşletme adı, adres ve telefonun internetteki tüm kayıtlarda aynı yazılmış olması. Eski adresin rehber sitelerinde kalması, harita sıralamasını sessizce aşağı çeken bir sorun.
Fotoğraf ve gönderi düzeni. Güncel fotoğraf yüklemek ve düzenli gönderi paylaşmak, profilin etkileşimini artırıyor. Bunlar doğrudan sıralama sinyali olmasa da tıklama ve yol tarifi taleplerini yükseltiyor.
Çok lokasyonlu yapılar. Her şube için ayrı profil, her profil için ayrı lokasyon sayfası ve sayfaların birbirinden farklı gerçek içerik taşıması gerekiyor. Şehir adı değiştirilerek çoğaltılmış sayfalar, arama motoru tarafından değersiz içerik olarak değerlendiriliyor. Konu hakkında ayrıntı: yerel SEO ve Google İşletme Profili.
İçerik kalitesi ve güvenilirlik
Arama motorları uzun süredir sadece kelime eşleşmesine değil, içeriğin kim tarafından ve hangi bilgiye dayanarak üretildiğine de bakıyor. Bunun pratik karşılığı, “SEO metni” yazmakla gerçekten bilgi veren içerik üretmek arasındaki farkın büyümesi.
Deneyim izi. İçerikte gerçekten o işi yapan birinin bileceği ayrıntılar varsa fark yaratıyor: hangi durumda ne yapıldığı, nerede tıkanıldığı, hangi istisnaların olduğu. Genel geçer tanımlar tekrarlayan metinler, aynı konuda yüzlerce benzeriyle rekabet ediyor.
Yazar ve kaynak şeffaflığı. İçeriğin kim tarafından yazıldığı, hangi kaynaklara dayandığı ve ne zaman güncellendiği görünür olmalı. Sağlık, finans ve hukuk gibi kararın sonucunun ağır olduğu alanlarda bu beklenti belirgin biçimde yükseliyor.
Güncellik. Bir kez yazılıp unutulan içerik zamanla sıralama kaybediyor. Tarih taşıyan bilgilerin, mevzuatın ve platform arayüzlerinin değiştiği konularda güncelleme takvimi zorunlu.
Yapay zekâ ile üretilen içerik. Üretim aracının kendisi yasak değil; sorun, hiçbir doğrulama ve katkı olmadan yayınlanan, birbirinin aynısı metinlerin biriktirdiği kalite kaybı. Sitenin genelinde bu tür sayfaların oranı yükseldiğinde, iyi sayfalar da bundan etkileniyor. Üretimde araç kullanıyorsanız, doğrulama ve düzenleme adımını sürecin zorunlu parçası haline getirmek gerekiyor.
Ölçek değil derinlik. Aynı konuyu üç sayfaya bölmek yerine tek ve kapsamlı bir sayfa üretmek, hem yamyamlığı önlüyor hem de o sayfanın bağlantı toplama şansını artırıyor.
Yapay zekâ arama sonuçları
Arama sonuç sayfasının görünümü değişiyor. Üstte özet cevap üreten yapay zekâ blokları, altta klasik bağlantılar. Bunun SEO tarafında iki somut sonucu var ve ikisini de baştan konuşmak gerekiyor.
Birincisi, bilgi amaçlı bazı aramalarda kullanıcı cevabı sonuç sayfasında alıp hiç tıklamayabiliyor. Bu, “nedir” ve “nasıl” türü aramalarda tıklama oranının düşmesi anlamına geliyor. İçerik planını sadece bu tür kelimeler üzerine kuran siteler bundan daha çok etkileniyor.
İkincisi, özet blokların kaynak gösterdiği içerikler görünürlük kazanıyor. Kaynak seçiminde net biçimde yapılandırılmış, soruya doğrudan cevap veren ve güvenilirlik sinyali taşıyan sayfalar öne çıkıyor. Yani üretilen içeriğin yapısı, alıntılanabilirlik açısından da önem kazanıyor: net başlıklar, kısa ve doğrudan cevap paragrafları, tablolar ve tanımlanmış adımlar.
Bu alan hızla değiştiği için kesin kural vaat etmiyoruz. Uyguladığımız yaklaşım şu: ticari niyeti olan kelimelerde klasik sıralama önceliğini korumak, bilgi amaçlı içeriklerde ise hem soruya doğrudan cevap veren yapıyı hem de kullanıcının okumaya devam etmesini sağlayacak derinliği birlikte kurmak. Bir de trafik dışındaki göstergeleri izlemek gerekiyor: gösterim sayısı artarken tıklama düşüyorsa, bu bir sıralama kaybı değil sonuç sayfasındaki davranış değişimi olabiliyor.
Kategori ve ürün sayfaları
E-ticarette organik trafiğin çoğunluğu blog yazılarından değil, kategori ve ürün sayfalarından geliyor. Bu sayfalar hem en çok trafik potansiyeli taşıyan hem de en çok ihmal edilen alan.
Kategori sayfası bir liste değil, bir cevaptır. Ürün ızgarasının üstünde ve altında yer alan metin, kullanıcının o kategoride hangi soruları sorduğunu karşılamalı: beden ve ölçü seçimi, malzeme farkları, kullanım alanları, bakım. Bu metnin varlığı kadar yerleşimi de önemli; ürünleri aşağı iten uzun bir giriş metni, dönüşüm oranını düşürüyor.
Filtreler kontrol altına alınmalı. Renk, beden ve fiyat filtrelerinin her kombinasyonu indekslenebilir hale geldiğinde binlerce neredeyse aynı sayfa oluşuyor ve tarama bütçesi buraya akıyor. Kural şu: arama hacmi olan filtre kombinasyonları (örneğin “siyah deri çanta”) kalıcı ve indekslenebilir sayfa olur, geri kalanı indeks dışında bırakılır.
Stok dışı ürünler. Ürün kalıcı olarak kalktıysa uygun bir alternatife yönlendirmek, geçici olarak yoksa sayfayı yayında tutup stok bilgisini göstermek doğru davranış. Sayfayı doğrudan silmek, o adrese gelen tüm birikmiş sinyali çöpe atıyor.
Ürün sayfasında özgün içerik. Tedarikçiden gelen açıklamayı olduğu gibi kullanan yüzlerce site olduğu için, aynı metinle ayrışmak mümkün olmuyor. Kendi kullanım notunuz, karşılaştırma tablonuz ve müşteri sorularına verilen cevaplar, ürün sayfasını ayrıştıran en pratik unsurlar.
Varyant kurgusu. Aynı ürünün renk ve beden varyantlarının ayrı sayfalar olarak indekslenmesi, birbirinin sıralamasını yiyor. Ana ürün sayfasında toplamak, varyantları ise kanonik işaretlemeyle ona bağlamak standart yaklaşımımız.
Yapısal veri. Ürün fiyatı, stok durumu ve değerlendirme puanının işaretlenmesi, arama sonucunda görünen alanı büyütüyor ve tıklama oranını yükseltiyor. Fiyat ve stok bilgisinin gerçek durumla uyuşması şart; uyuşmadığında zengin sonuç görünümü kaybediliyor.
Gerçekçi takvim
SEO’da en sık yaşanan sorun teknik değil, beklenti kaynaklı. Bu yüzden takvimi baştan yazıyoruz.
İlk ay. Denetim ve teknik düzeltmeler. Görünür sıralama hareketi beklenmez; bu ay altyapı ayı.
İkinci ve üçüncü ay. İçerik üretimi başlar, mevcut içerik iyileştirmeleri sonuç vermeye başlar. Uzun kuyruk kelimelerde ilk hareketler bu dönemde görülür.
Dört ile altıncı ay. Düşük ve orta rekabetli kelimelerde ilk sayfa hedefi gerçekçi hale gelir. Organik trafikte ölçülebilir artış bu dönemde okunur.
Dokuz ile on ikinci ay. Rekabetçi ana kelimelerde ilk sayfa. Bu aşamada belirleyici olan içerik değil otorite; yani bağlantı ve marka bahsi çalışması.
Size iki ayda rekabetçi bir kelimede birinci sayfa vaat eden bir ajans, ya kelimeyi yanlış seçmiştir ya da gerçeği söylemiyordur.
Rakip analizi ve boşluk çıkarma
İçerik planını sıfırdan hayal etmek yerine, rakiplerin hangi kelimelerde görünüp sizin görünmediğinizi çıkarmak çok daha hızlı ilerletiyor. Ancak “rakip” tanımını dikkatli yapmak gerekiyor: aramada karşınıza çıkan siteler, ticari rakiplerinizden farklı olabiliyor.
Arama rakibi ile ticari rakip ayrımı. Bir kelimede ilk sayfayı pazaryerleri, haber siteleri ya da forumlar tutuyorsa, o kelimede kendi sitenizle sıralanmanın maliyeti çok yüksek olabiliyor. Bu durumda doğru hamle kelimeyi zorlamak değil, pazaryerindeki listelemenizi güçlendirmek ya da farklı bir kelime kümesine yönelmek oluyor.
Boşluk listesi. Rakiplerin sıralandığı ama sizin hiç sayfanız olmayan kelimeler ilk fırsat grubu. İkinci grup, ikinizin de sıralandığı ama sizin geride olduğunuz kelimeler; bunlarda genellikle yeni içerik değil mevcut sayfanın iyileştirilmesi gerekiyor.
Neden sıralandıklarına bakmak. Rakip sayfanın uzunluğuna değil, hangi soruyu nasıl cevapladığına, hangi sitelerden bağlantı aldığına ve sayfa yapısına bakıyoruz. “Daha uzun yazalım” refleksi, en yaygın ve en sonuçsuz taktik.
Bağlantı boşluğu. Rakiplere bağlantı veren ama size vermeyen siteler, otorite çalışmasının en somut hedef listesi. Bu listeyi çıkarmak, rastgele bağlantı aramaktan çok daha verimli. Bağlantının nasıl değerlendirildiğine dair ayrıntı: backlink nedir.
Hangi metriklere bakıyoruz
Marka dışı organik trafiğin payı. Organik trafiğin tamamı marka aramalarından geliyorsa, SEO çalışması yeni kitle getirmiyor demektir. Bu ayrımı yapmadan yayınlanan trafik grafikleri olduğundan iyi görünüyor.
Hedef kelimelerde ortalama sıra. Trafikten önce hareket eden gösterge. Sıra yükselirken trafik henüz artmamış olabilir; bu normal ve iyiye işaret.
İndekslenen sayfa oranı. Yayınlanan içeriğin ne kadarının gerçekten indekse girdiği. Düşükse sorun içerikte değil teknik katmanda.
Tıklama oranı. Aynı sırada daha çok tıklama almak, başlık ve açıklama üzerinde çalışılarak elde edilebilen en ucuz kazanç.
Organik gelen ciro. Nihai gösterge. Ancak kanal ayrımının doğru kurulmuş olması şart, yoksa organik sayılan trafiğin bir kısmı aslında başka kanaldan geliyor olabiliyor.
Teknik SEO’da ne kontrol ediyoruz
Teknik denetim bir onay listesinden ibaret değil; her başlığın o site için ne kadar önemli olduğu farklı. Yine de sırayla baktığımız alanlar şunlar.
Tarama ve indeksleme. Hangi sayfaların indekste olduğu, hangilerinin dışarıda kaldığı ve sebebi. Taranmayan bir sayfanın sıralanma ihtimali sıfır olduğu için bu her zaman ilk sırada. Tarama bütçesinin gereksiz sayfalara harcanması, büyük sitelerde önemli sayfaların geç keşfedilmesine yol açıyor.
URL yapısı ve yönlendirmeler. Çok adımlı yönlendirme zincirleri, döngüler, kırık bağlantılar ve büyük küçük harf tutarsızlıkları. Site taşıma sonrası biriken zincirler hem tarama bütçesi harcıyor hem sinyal kaybına yol açıyor.
Yinelenen içerik ve kanonik işaretleme. Aynı içeriğin birden fazla adresten erişilebilir olması, filtre kombinasyonları ve sayfalama kurgusu. Kanonik etiketin yanlış kurulması, doğru sayfanın indeks dışı kalmasına sebep olabiliyor.
Dil ve bölge işaretlemesi. Çok dilli sitelerde hangi sayfanın hangi dilin karşılığı olduğu işaretlenmediğinde, arama motoru yanlış dildeki sayfayı gösteriyor ve dönüşüm oranı düşüyor. Karşılıklı işaretlemenin iki yönlü olması gerekiyor.
Yapısal veri. Ürün, makale, sık sorulan sorular, işletme bilgisi ve kırıntı navigasyonu. Sıralamayı doğrudan belirlemiyor ama arama sonucundaki görünümü zenginleştirdiği için tıklama oranını yükseltiyor.
Sayfa hızı ve deneyim metrikleri. Yükleme süresi, yerinden oynayan öğeler ve etkileşime hazır olma süresi. Bunlar temel sorunlar kapandıktan sonra anlam kazanan başlıklar; taranmayan bir sitede hız optimizasyonu yapmanın karşılığı yok.
Ölçüm. Search Console kurulumu, sitemap gönderimi ve indeks raporlarının izlenmesi. Ölçüm kurulmadan yapılan SEO çalışması, sonucunu göremediğiniz bir çalışma oluyor.
Ölçüm ve Search Console
SEO’da ölçüm, reklam tarafındaki kadar net değil. Sıralamalar kişiye ve konuma göre değişiyor, üçüncü taraf araçlar tahmin üretiyor. Bu yüzden karar verirken önceliği her zaman Google’ın kendi verdiği veriye veriyoruz.
Search Console kurulumu ilk adım. Hangi kelimede kaç gösterim aldığınız, ortalama sıranız ve tıklama oranınız burada. Site genelinde değil sayfa ve kelime bazında bakıldığında, hangi içeriğin neye yaklaştığı görünüyor. Aracın kullanımını Search Console nasıl kullanılır yazısında anlattık.
İndeks raporu. Yayınlanan sayfanın indekse girip girmediği, girmediyse sebebi. “Taranmadı”, “keşfedildi ancak indekslenmedi” ve “yinelenen” durumlarının her biri farklı bir müdahale gerektiriyor ve karıştırıldığında yanlış işe zaman harcanıyor.
Analitik tarafında kanal ayrımı. Organik sayılan trafiğin bir kısmı, etiketlenmemiş bağlantılar yüzünden aslında başka kanaldan geliyor olabiliyor. Bu ayrım doğru kurulmadan organik cironun büyüdüğünü söylemek mümkün değil.
Sıra takibinin sınırları. Tek bir kelimedeki sıra, kişiselleştirme ve konum farkı yüzünden herkes için aynı değil. Bu yüzden tek kelimeye değil, hedef kelime kümesinin ortalama hareketine bakıyoruz.
Raporlamada gecikme. Bir içeriğin etkisinin okunabilmesi haftalar alıyor. İlk iki haftada sonuç çıkarmak, çoğu zaman doğru işi yanlış zamanda değerlendirmek anlamına geliyor.
İçerik planını nasıl kuruyoruz
Kelime araştırması. Hacim tek başına yeterli bir ölçüt değil; rekabet düzeyi ve ticari niyet birlikte değerlendiriliyor. Yüksek hacimli genel kelimeler çoğu zaman düşük dönüşüm getirirken, daha dar ve niyeti net kelimeler doğrudan iş üretiyor.
Niyet eşlemesi. Her kelime için arama sonuç sayfasının ne tür içerik ödüllendirdiğine bakıyoruz. Bilgi arayan bir kelimede ürün sayfasıyla, satın alma niyetli bir kelimede blog yazısıyla sıralanmak mümkün olmuyor.
Sayfa mimarisi. Her hedef kelimenin tek bir sahibi oluyor. Aynı kelimeyi hedefleyen ikinci bir sayfa üretmek yerine, mevcut sayfayı güçlendirmeyi tercih ediyoruz.
İç bağlantı kurgusu. Yeni içerik, mevcut sayfalardan bağlantı almadığı sürece sitenin geri kalanından kopuk kalıyor. Bağlantı metninin de hedef kelimeyle uyumlu olması gerekiyor.
Güncelleme takvimi. İçerik yayınlandıktan sonra unutulmuyor. Sıralamada ilk sayfanın alt sıralarında kalan içerikleri iyileştirmek, sıfırdan yeni içerik yazmaktan çok daha hızlı sonuç veriyor.
Sık sorulan sorular
SEO ne kadar sürede sonuç verir?
Düşük rekabetli uzun kuyruk kelimelerde üç dört ay, rekabetçi ana kelimelerde dokuz ile on iki ay arası gerçekçi bir aralık. Teknik düzeltmelerin etkisi daha hızlı görünüyor çünkü çoğu zaman zaten var olan bir potansiyelin önündeki engeli kaldırıyor. Süreyi belirleyen en önemli değişken sitenin mevcut otoritesi.
Kaç içerik yazmak gerekir?
İçerik sayısı hedef değil. Rakiplerin bir kelimede 2000 kelimelik tek bir sayfayla sıralandığı bir yerde, aynı konuda beş kısa yazı yayınlamak sonuç vermiyor. Doğru soru “kaç içerik” değil, “hangi kelimenin hangi sayfa tarafından hedeflendiği ve o sayfanın rakiplerinkinden daha iyi cevap verip vermediği”.
Blog yazmak şart mı?
Her iş için değil. E-ticarette hacmin büyük kısmı kategori ve ürün sayfalarından geliyor; blog daha çok huni üstü ve otorite işine yarıyor. B2B’de ise karar sürecindeki soruları cevaplayan içerik doğrudan satış getirebiliyor. Blog kararını sektöre ve arama niyeti dağılımına bakarak veriyoruz.
Backlink satın almalı mıyım?
Hayır. Toplu satılan bağlantı paketleri kısa vadede hareket yaratabiliyor ama arama motorlarının bu tür ağları tespit etmesi durumunda geri dönüşü zor bir zarar bırakıyor. Otorite çalışmasını basın, iş birliği, sektörel listeler ve gerçekten atıf alan içerik üzerinden yürütüyoruz. Bu yol daha yavaş ama geri alınmıyor.
Site yenilemesi SEO’yu bozar mı?
Yanlış yapılırsa evet, ve bu en pahalı hatalardan biri. URL yapısı değişiyorsa eski adreslerin yenilerine tek adımda yönlendirilmesi, iç bağlantıların güncellenmesi ve yayın öncesi tarama testinin yapılması gerekiyor. Yenileme planına SEO tarafını en baştan dahil etmek, sonradan düzeltmekten çok daha ucuz.
SEO ile Google Ads birlikte yürütülmeli mi?
Evet, ikisi birbirini besliyor. Reklam tarafındaki arama terimi verisi hangi kelimelerin gerçekten dönüşüm getirdiğini gösterdiği için içerik planına doğrudan girdi oluyor. Tersi de geçerli: organikte güçlendiğiniz kelimelerde reklam harcamasını kısıp bütçeyi zayıf olduğunuz tarafa kaydırabiliyorsunuz. Detaylar Google Ads yönetimi sayfasında.
Teknik SEO’yu kendi ekibimiz yapabilir mi?
Bir kısmını evet. Kırık bağlantıların düzeltilmesi, başlık ve açıklama yazımı, görsel optimizasyonu gibi işler iç ekiple yürütülebiliyor. Sunucu taraflı kurgular, yönlendirme haritaları, dil işaretlemesi ve site taşıma gibi başlıklarda ise hatanın maliyeti yüksek olduğu için dışarıdan destek almak daha güvenli. Uygulanabilir bir başlangıç listesi için teknik SEO kontrol listesi.
Sıralamamız düştü, ne yapmalıyız?
İlk soru her zaman şu: gerçekten mi düştü, yoksa ölçemiyor muyuz? Analitik tarafındaki bir kesinti ya da kanal ayrımının bozulması, trafik düşüşü gibi görünüyor. Ölçüm sağlamsa sırayla bakılacaklar: sitede yakın zamanda yapılan bir değişiklik, indeks durumunda bir sorun, arama sonuç sayfasının görünümünde bir değişiklik ve rakiplerin hareketi. Genel bir algoritma güncellemesi olup olmadığına da bakıyoruz; ama güncellemeyi bahane edip hiçbir şey yapmamak da doğru olmuyor.
Site hızı sıralamayı gerçekten etkiliyor mu?
Etkiliyor, ancak etkisi genellikle abartılıyor. Hız, içerik kalitesi ve otoriteyle kıyaslanabilecek bir sinyal değil; benzer güçteki sayfalar arasında ayrım yapan bir eşik gibi çalışıyor. Asıl önemli tarafı sıralama değil dönüşüm: yavaş açılan sayfada ziyaretçinin bir kısmı içeriği hiç görmeden ayrılıyor. Ayrıntı: site hızı ve Core Web Vitals.
SEO çalışmasını durdurursak ne olur?
Kazanılan sıralamalar bir anda kaybolmuyor, ama zamanla eriyor. Rakipler içerik üretmeye ve bağlantı toplamaya devam ettiği için göreli konumunuz geriliyor; ayrıca güncellenmeyen içerikler yaşlanıyor ve site tarafındaki değişiklikler yeni teknik sorunlar üretiyor. Pratikte ilk birkaç ay fark hissedilmiyor, altı aydan sonra düşüş belirginleşiyor. Bütçe kısıtı varsa çalışmayı tamamen durdurmak yerine kapsamı daraltmak daha iyi sonuç veriyor.
Çalışma sırasında bizden ne bekliyorsunuz?
Üç şey işi belirgin biçimde hızlandırıyor. Birincisi site tarafında bir geliştirici erişimi ya da düzenli bir geliştirme penceresi; teknik düzeltmelerin çoğu bizim yazdığımız değil, uygulanması gereken işler. İkincisi ürün, hizmet ve süreç hakkında bilgi verecek bir kişi; içeriğin ayrıştığı yer sizin bildiğiniz ayrıntılar oluyor. Üçüncüsü içerik onay sürecinin net olması; onay bekleyen metinler, çalışmanın en sık takıldığı nokta.
Alan adı ya da hosting değiştirmek sıralamayı etkiler mi?
Hosting değişikliği doğru yapıldığında sıralamayı etkilemiyor; hatta sunucu yanıt süresi iyileşiyorsa olumlu katkı yapıyor. Alan adı değişikliği ise ayrı bir konu: eski adresin tüm sayfalarının yeni adresteki karşılıklarına tek adımda yönlendirilmesi, Search Console üzerinden adres değişikliğinin bildirilmesi ve eski alan adının en az bir yıl elde tutulması gerekiyor. Bu adımlar atlandığında geri kazanımı aylar süren bir kayıp oluşuyor. Taşıma sonrası ilk haftalarda dalgalanma normal; asıl bakılması gereken, indekslenen sayfa sayısının eski seviyeye dönüp dönmediği.
Rakibimiz bizden daha az içerikle nasıl önde olabiliyor?
Çünkü sıralamayı belirleyen içerik miktarı değil. Rakip sitenin alan adı daha eski olabilir, daha fazla ve daha güçlü bağlantı toplamış olabilir, ya da sayfası arama niyetini sizinkinden daha doğrudan karşılıyor olabilir. Bu durumda yapılacak iş daha çok içerik yayınlamak değil, hangi farkın belirleyici olduğunu tespit edip oraya yüklenmek. İçerik sayısını artırmak, bu tespit yapılmadan girişilen en pahalı ve en sonuçsuz yol.
Son güncelleme: 25 Eylül 2026 · Hazırlayan: Glowy ekibi